2019 Seminerlerimiz

Ekim/Kasım 2019 - Adana, Diyarbakır, Samsun, Ankara

2019 Seminerlerimiz

Ekim/Kasım 2019 - Adana, Diyarbakır, Samsun, Ankara

Dünden Bugüne Diş Hekimliği

Dünden Bugüne Diş Hekimliği
Diş hekimliği ile ilgili çalışmalar insanlığın var olduğu günden bu yana sürmektedir. İlk olarak M.Ö. 7000 yıllarında şu an Pakistan olarak bildiğimiz önceden ise Baluchistan adı verilen bölgede yapılan kazılarla Taş-Çağı toplumlarına ait çürük diş maddesini çıkarabilmek için çakmak taşı ile birlikte kullanılan kavisli tahta deliciler tespit edilmiştir. Bunun haricinde Mısır, Çin, Mezopotampaya ve Güney Amerika toplumlarında da milattan önceki dönemlere ait diş hekimliği ile ilgili bazı çivi yazıları, araç ve gereçlerin bulunduğunu da söyleyebiliriz
Yaklaşık 9000 yıllık geçmişi olduğunu varsaydığımız diş hekimliği çalışmalarının bağımsız bir meslek haline gelebilmesi tarih öncesi ve sonrası pek çok evreden geçtikten sonra ancak 18. yüzyıl dönemlerine rastlamaktadır. Mesleğin bir bilim olarak çağdaş anlamda öğretilmeye ve uygulanmaya başlaması ise 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. 20. yüzyıl ise her alanda olduğu gibi dişhekimliğinde de büyük bir teknik ve teknolojik gelişimin yaşandığı dönem olmuştur.

 

 

Bilinen İlk Diş Hekimi Hesi-Re ve Antik Mısır’da Diş Hekimliği 
Tarihin bilinen ilk diş hekimi olan Hesi-Re döneminde tıbbın beşiği olan Antik Mısır topraklarından çıkmadır.  Bununla birlikte Hesi-Re sadece diş hekimi değil aynı zamanda Krallığın Bekçisi gibi 13 resmi unvana sahip oldukça yetkin bir hekimdir.  Buradan da anlıyoruz ki o dönemde diş hekimliği ayrı bir alan olarak değil hekimliğin bir dalı olarak kabul görmektedir.
Diş hekimliği çalışmalarında hatırı sayılır gelişmeleri kaydeden ilk toplum olan Mısırlılar gerek papirüsler ve gerek hiyerogliflerle diş hekimliği alanında katettikleri mesafeyi günümüze aktarmışlardır.
Protetik dişhekimliği ile de ilgilenen Mısırlılar’ın bu konudaki ilk örneklerleri Gizeh yakınlarında M.Ö. 2500 yılına ait bir mezarda bulunmuştur. Bu örnek birbirine altın telle bağlanmış alt sol ikinci ve üçüncü büyük azı dişlerinden ibarettir. Ama bu splintin gerçekten tedavi amacıyla mı yoksa estetik nedenlerden dolayı mı uygulandığı henüz tam bir kesinlik kazanmamıştır.

 

İslam Coğrafyası ve Diş Hekimliği 
Arap okullarında Kuran’ın diseksiyonu yasakladığı, ölü vücudunun tabu oluşu nedenleriyle İslam Coğrafyası’nda ilk fetih yıllarında fanatik bir öğreti hakim olmuştur. Ancak temel hijyen kuralları, oral hijyenin önemi dini kurallar çerçevesinde Arap dünyasında yerleşmiştir.
635 yılında Halife Ömer’in bedevi kabilelerini birleştirmesinden sonra Müslümanların dünya politikası, kültürü ve öğrenimi değişmiş, Abbasiler devrinde ise  fen ve tıp alanında yenilikler ve ilerlemeler ortaya konmuştur.
7-15. yüzyıllarda diğer bilim dallarında olduğu gibi dişhekimliğinde de önemli gelişmeler kat eden İslam coğrafyası Razi, İbni Sina, Ebu Kasım Zehravi ve  Ali-İbn-Sahl Rabban at- Tabari gibi hekimler çıkarmıştır.

İbn-i Sina diş tedavisi ile ilgili pek çok şey yazmıştır. Dişleri temiz tutmanın önemini, dişağrısının nedeninin dişin içindeki sıvıların basıncının neden olduğunu, dişin delinerek bu ağrının giderilebileceğini belirtmiştir. Diş ağrısı için narkotik etkili bazı ilaçlar ve otlar kullanmış, çene kırıkları için altın tellerle stabilize edilmesini önermiştir. Ağrı duyusunun tiplerini tanımlamış, ağrı kontrolü ve fizyolojisinin temelini atmıştır. Kanun adlı eseri tıp alanında kendinden önce gelen bilgi birikimini içerdiği ve kendi gözlem ve uygulamalarının ışığında hazırladığı orta çağ tıbbının yapı taşlarından biridir.
Abul Kasım Zahravi ise dişeti hastalıkları, ağız hijyeni, tekrarlayan enfeksiyonlarda koterizasyon hakkında bilgilere yer vermiş, dişlerin çekiminin mümkün olduğunca geciktirilmesini, çekim gerektiğinde dişetinin dişten iyice ayrılarak, forseps dişin çevresine iyice yerleştirilerek çekilmesi gerektiğini belirtmiştir. Doğal dişlerin önemini kavramış, yanlış çekim yapmamak için teşhiste çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulamıştır. Sallanan dişlerin sağlam dişlere bağlanması gerektiğini, bunun için altın tel kullanılması gerektiğini, kaybolan dişlerin yerine sığır kemiğinden yapılmış dişlerin konabileceğini, travma sonucu düşen dişin tekrar alveole yerleştirilebileceğini belirtmiştir. Bununla  diş tedavisinde diştaşı oluşumunu göz önünde tutan ilk hekimdir.

 

Ortaçağ’da Diş Hekimliği Çalışmaları

Ortaçağ dönemi Avrupa’sında bu zamanlarda önemli bir gelişme sağlanamamıştır. Bu dönemde Avrupa’da rastladığımız en önemli kişi ünlü cerrah Guy de Chauliac’ın 1363’te yazdığı “Chirurgica Magna” adlı kitabı Fransa’da büyük ün kazanmıştır. “DENTISTA” terimi ilk kez bu kitapta kullanılmıştır. Bu kitaptaki dişhekimliği konuları daha önce sözü edilen İslam bilim adamlarından alınmıştır. Bu dönemin bir başka ünlü ismi ise Giovanni d’Arcoli’dir. Diş çekiminde kullanılmasını önerdiği “Pelikan” adı verilen aletlerin tasarımını yapmıştır. Ayrıca kök çekimleri için de ince uçlu davyerler önermiştir. Arcoli çürük kavitelerini asitle dağladıktan sonra altın yapraklarla doldurmuştur.
  1. yüzyılda dişhekimliğinin en önemli kişilerinden biri Leonardo Da Vinci’dir. Diş şekillerini ilk kez ayrı ayrı tanımlayabilmiştir. Ayrıca dişlerin oklüzyon halinde birbiriyle olan ilişkilerini göstermiştir. Maksiller ve frontal sinüsleri tanımlayan ilk kişidir. Üst çenedeki büyük azıların her birinin üçer köke sahip olduğunu, bu köklerden ikisinin çenenin dış tarafında, diğerlerinin ise iç tarafında bulunduğunu ifade etmiştir.

 

Modern Diş Hekimliğinin İnşası : 18.yy Avrupa
Modern diş hekimliğinin temelleri 18.yy sonrası dönemde Avrupa’da ortaya atılmıştır. O dönem Avrupa’nın en gelişmiş ülkesi olan Fransa’da bu konuda önemli adımlar atılmıştır.

Kendisi de bir Fransız bilim insanı olan Pierre Fauchard  modern diş hekimliğinin kurucusu olarak adlandırılmaktadır.1723’de yazmış olduğu Cerrah Dişçiler ve Diş Tedavisi Üzerine Yazılan Tez isimli kitabı 1728’de basılmıştır. İki cilt ve 863 sayfa olan bu kitap dişhekimliği ile ilgili en önemli kitaptır. Dişhekimliğinin bütün alanları bu kitapta işlenmiştir. Fikir ve uygulamalarının birçoğu bu gün dahi geçerliliğini kaybetmemiştir.  
Süreç içerisinde katedilen mesafe ve yaşanan teknolojik gelişmeler ile diş hekimliği, 18.yy’dan sonraki dönemde hekimlikten ayrı bir iş kolu olarak görülmüş ve ayrı bir uzmanlık alanı olarak çalışmalar ortaya konmaya başlanmıştır.

 

Ülkemizde Diş Hekimliği ve 22 Kasım 
Uzun yıllar Osmanlı topraklarında diş hekimliği berberler, cerrahlar ve özellikle küçük cerrahi ile uğraşanlar ve ebeler tarafından icra edilmiştir. Bu konuda herhangi bir uzmanlık sergilememekle birlikte diş ile ilgili tedavi uygulamaları kulaktan dolma bilgilerle eğitimsiz kişiler tarafından icra ediliyordu.
Sonraki dönemlerde devlet tarafından ruhsat ile icra edilmesine müsade edilen diş
tedavileri ilerleyen dönemlerde tıbbın da gelişmesiyle tıp fakültelerinde okutulmaya başlanmıştır.
Ülkemizde ilk olarak  22 Kasım 1908’de kurulan İstanbul Dişhekimliği Okulu ülkemizde çağdaş diş hekimliği çalışmalarının ilk adımı olmuştur. İşte bu gün, ülkemizde modern diş hekimliğinin temellerini atması sebebiyle günümüzde Sağlık Bakanlığı ve Diş Hekimleri Odası tarafından Diş Hekimleri Günü ve bugünü kapsayan hafta ise Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanmaktadır.

 

Diş hekimleri gününüz kutlu olsun…
Mesleğinizde başarılar dileriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir